"32 yıllık saha tecrübemiz ile yanınızdayız."

Eğitimde Marketing Bir İhtiyaç mıdır? Neden Olmalıdır ?

21 Nisan 2018, Cumartesi
İÇERİK FOTOĞRAFLARI

Dünya’da ve Türkiye’de baş döndürücü hızla bir değişim yaşanması tüm sektörlerin de yeni bir yapılanmaya gitmesine neden oldu. Bu nedenledir ki, değişimin farkına varan firmalar ve kurumlar yeni yapılanmaya ayak uydurmaya çalışıyor.  Bu değişim ile birlikte, “dünya büyük bir köy oldu” kavramını artık herkes kabul ediyor. Bu büyük köyde varlığını sürdürmek isteyen sektörler değişime ayak uydurmak zorunluluğunu fark etti.

Peki, tüm sektörler bu değişime ve gelişime ayak uydurmaya çalışırken, eğitim sektöründe neler oluyor?

Eğitim sektörü değişime ayak uydurulabiliyor mu?

Ürünün “somut” olmadığı eğitim sektöründe ne tür uygulamalar gerekiyor?

Tüm bu sorulara en iyi yanıtı bulabilmek için “Eğitimde marketing” kavramının;

*Daha bilinçli,

*Daha profesyonel,

*Daha kişiye özgü hale getirilmesi gerekmektedir.

Eğitim sektöründe “Marketing” Türkiye’nin yabancı olduğu bir konu. Şu ana kadar, bu alanda yapılan çalışmaların birçoğu geleneksel yöntemlerle gerçekleştirildi.  Bu çalışmaların çokta bilinçli yapıldığı söylenemez.

21. yüzyılda artık marketing, eğitim sektöründe eğitim kurumlarının en iyi bilmesi gereken alan olmalı. Çünkü rekabet ve beklentiler her geçen gün daha çok artmakta.

 “Gelecek tahmin edilip beklenilecek değil, tarif edilip planlanabilecek bir şeydir.”

Türkiye’de ve dünyada insanların ihtiyaçlarını gideren tüm sektörler incelendiğinde, birçok sektörde ürünlerin somut olduğu görülür. Bu ürünlerin ortak özelliği elle tutulur, gözle görülür olmalarıdır.

Dolayısıyla, bu somut ürünlerin tanıtım çalışmaları da daha kolay olmaktadır. Ancak, eğitim sektöründe ise bu durumun çok farklı olduğunu görmekteyiz.

Yani;

*Ürünün “somut olmaması” ,

*İhtiyaçların ve bunların faydalarının “sürece yayılması”

farklı bir marketing anlayışını getirmelidir.

Kaldı ki; ürünün somut olmamasından dolayı eğitim sektörünün diğer sektörlere göre marketingi çok daha iyi bilip çok daha iyi uygulaması gerekirken, Türkiye’de bu tam tersidir.

Başarılı eğitim kurumlarının en önemli iki özelliği şunlardır:

  • Ne istediklerini bilirler,
  • Piyasanın isteklerini karşılar ve daha iyisini sunarlar.

Şimdi bu yukarıdaki iki madde ile beraber ek madde olarak da “marketing”i eklememiz gerekiyor. Çünkü kurumunuzun A’dan Z’ye tüm işleyişini, farklı yönlerini, çalışmalarınızı kısacası kurumunuzu kurum yapan tüm özelliklerin paydaşlarınızın anlayabileceği ve takdir edebileceği bir şekilde ifade edilmesi gerekmektedir.

Bir hakikatin gerçek olabilmesi için insanların size inanması gerekir; insanların size inanması için ne söylediğinizden haberleri olması gerekir; insanların ne söylediğinizden haberleri olması için sizi dinlemeleri gerekir; insanların sizi dinlemeleri için ilgi çekici olmanız gerekir; ilgi çekici olabilmek için yaratıcı, özgün ve yeni şeyler söylemeniz gerekir.  / Bill Bernbach

Geçmişten,  günümüze baktığımızda eğitim sektörünün yaptığı bütün çalışmaları çok daha profesyonelce yapması gerekirken, hala çok geleneksel bir yönetim anlayışı ile bilinçli olmadan yaptığını görebiliriz. Anaokulundan liseye kadar olan tüm tanıtım  çalışmaları ( veli, öğrenci ve kamuoyu için yapılan) ve organizasyonlar aslında bir nevi marketing çalışması gibi algılansa da reklamcılıktan öteye geçmemektedir.

Marketing reklamcılık değildir.

Geleceğin eğitim sektöründe, kurumları farklı kılacak yapılanma, onların sahip olduğu “Marketing” anlayışları olacaktır.

Tüm dünyaya baktığımızda, en çok kazanan firmaların başında;  Sırasıyla

(1) Danışmanlık

(2) Pazarlama

(3) Üretim firmalarının geldiğini görüyoruz.

Bu sonuç bize göstermektedir ki; gelişmiş ülkelerde artık neyi nasıl yaptığınızdan çok neyi nasıl anlattığınız önemli.

“Bilmediklerimizden daha kötü olan bildiklerimizin yanlış olmasıdır.”

Dolayısıyla,  “marketing”  birçok alanda ve alt başlıklarda olmak üzere belirlenip,  bu doğrultuda profesyonel çalışmalar yapılmalıdır.

Son Eklenen Yazılar