"32 yıllık saha tecrübemiz ile yanınızdayız."

Eğitim Kurumlarında Eğitimciye Yönelik Marketing

23 Nisan 2018, Pazartesi
İÇERİK FOTOĞRAFLARI

” İnsanlar kıyafetleri ile karşılanır, fikirleri ile ağırlanır ve davranışları ile uğurlanır”

 

Eğitim sektörünün işleyişinde merkezde daima insan vardır. Bu insanlar yönetici, öğretmen, personel ve hizmetlilerdir. Ancak,yöneticiler işin ilk sahipleridir.

 

Veliye, kamuoyuna, öğrenciye kısacası eğitim sektörüyle direkt veya endirekt ilgili olan herkesin karşına çıkan ilk kişi yöneticidir. İnsanlar, yöneticinin her türlü davranış, fikir, görüş ve tutumuna bakarak kurum hakkında fikir sahibi olur. Dolayısıyla yöneticiler, kurumların birinci derecede görünen ve algılanan yüzüdür.  İç veya dış müşteri için eğitim kurumunun ilk modeli, o eğitim kurumunun yöneticisinin duruşudur.  Türkiye’de özel eğitim kurumlarının sayısının diğer ülkelere oranla çok düşük olmasının yeterli ve yetkin yöneticilerin olmamasıyla da yakından alakalıdır.

 

Aynı zamanda yöneticiler, sadece kurumun dış yüzü değil, iç yüzüdür. Öğretmen ve diğer çalışanlar,  yöneticiyi örnek alır.

 

*** Yeni güç kaynağı çok az kişinin elinde olan para değil, çoğu insanın elinde olan bilgidir.  (John Naisbitt)

 

 

Peki, Türkiye’de birçok yönetici bu anlamda nerededir?

 

1-      Kendilerine yatırım yapıyorlar mı? 

 

21. Yüzyılın dünyasında insanlar bilgiye bu kadar rahat ulaşıyorken,   “küreselleşme” ve “değişim”  bu kadar hızlı yaşanıyorken bütün bunları sırtlayan, değişimi yöneten kişiler kurumların yöneticileri olmalıdır.

Artık geleneksel yönetim anlayışı bitti. Herkesin

( öğrenci, veli, öğretmen, çalışan ) beklentileri değişti. Dolayısıyla, yaşayarak öğrenme, yaşayarak yönetici olma dönemi de son buldu.

 

2-      Dünyada ve Türkiye’de eğitimle ilgili olup biteni takip ediyorlar mı?  Ne tür kaynaklar var?

 

Dünyada ve Türkiye’de eğitim trendleri hızla değişiyor.  Dolayısıyla, kurum yöneticilerinin bu trendleri çok iyi bir şekilde takip edip, bilgi birikimlerini arttırarak bunları takım arkadaşları ile paylaşıp, bir sinerji yaratmaları gerekiyor.

 

3-      Yöneticiler yılda kaç kere bir konferans, seminer veya panele kendi istekleriyle katılıyor

 

Türkiye’de eğitimcilere yönelik eğitimler, dünya ülkeleri ile kıyaslandığında çok az ve bir de buna Türkiye’de katılım oranlarının eklersek, durumun daha da üzücü olduğunu göreceğiz.  

                 

4-      Kaç yönetici iletişim, pazarlama, kriz yönetimi gibi eğitimler aldı?

 

*** Ya rüyalarınızı değiştirmeli ya da yeteneklerinizi arttırmalısınız. (Jim Rohn)

 

İşte Türkiye’nin eğitim sektöründe en zayıf kaldığı, kitabımızın da çıkış noktası olan alan. 

Bizler eğitim-öğretim sektöründe olduğumuz kadar, aynı zamanda da hizmet sektöründeyiz.  Dolayısıyla, sadece yöneticilerin değil tüm çalışanların iletişim, marketing, kriz yönetimi gibi eğitimleri alması gerekiyor.

 

 

5-Kaç yönetici sadece özel sektörde yetişti?

 

Eğitim sektörünün temel sıkıntılarından biri de yetişmiş yöneticidir.  Artık dünya, eğitim yöneticilerinin aynı zamanda birer işletmeci de olmalarını istemektedir. 

Son Eklenen Yazılar