"30 yıllık saha tecrübemiz ile yanınızdayız."

Eski Köye Yeni Âdet Getirmek Lâzım

05 Şubat 2020, Çarşamba
İÇERİK FOTOĞRAFLARI

Özel okuculuk da ; 

“ESKİ KÖYE YENİ ÂDET GETİRMEK LÂZIM!”

Eğitimci bir aileden gelen ve 30 yıldır sahada bilfiil emek vermekte olan; fizik öğretmenliğiyle başladığı kariyer yolculuğunu kitap yazarlığı, Türkiye’nin önde gelen özel okul ve dershanelerinde Bölüm Başkanlığı, Eğitim Yönetimi ve Tasarımı yönünde ilerleterek ve son tahlilde eğitim sektörüne “CEO” kavramını kazandırarak, hâlihazırda kariyerini “EGEBİL Eğitim Kurumları Yönetim Kurulu Başkanlığı” noktasına taşımış olan Sayın Faruk TATAR’a göre Türkiye’de uygulanmakta olan “tek tip özel okul anlayışı”, özel okullarda bugün yaşanmakta olan dezenformasyonun başlıca sebebi.

Faruk TATAR: “Türkiye’de özel okulculuğun ilk atılımı, Cumhuriyet’in kurulmasıyla birlikte, Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Türk Maarif Cemiyeti’ kurulması talimatıyla başladı. O günkü şartlara, beklentiye ve hedef kitlesine göre başarılı bir şekilde tasarlanan özel okul anlayışı, yıllar içinde pek de güncellenmeden devam etti. Ancak tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de tarım toplumundan sanayi toplumuna, sanayi toplumundan bilgi toplumuna ve son olarak da bilgi-bilişim toplumuna doğru bir geçiş yaşandı. Ne yazık ki var olan özel okulculuk mantığı, çağın gereksinimlerine göre oldukça geride kaldı ve günün beklentilerini karşılayamamaya başladı.

Ülkemizde devamlı artan genç nüfusa rağmen özel okul tasarımları herkesi kapsayamadığı için Türkiye’de bir türlü arz-talep dengesi oluşmadı. Bundan daha 5-6 yıl öncesine kadar özel okulların sektördeki payı, %2-3’ler civarında kaldı. Bu bağlamda veli ve öğrencinin yeniden şekillenen ihtiyaçları doğrultusunda, sektörde birçok alanda boşluklar oluştu. Bu boşlukları da denetimi zor olan kurslar, dershaneler gibi ek eğitim-öğretim hizmeti veren kurumlar doldurdu.

Tüm dünyada özel okullar devletin üzerinden büyük bir yükü alırken ve eğitimde kaliteli bir rekabet ortamı oluşturarak sektörde lokomotif görevi görürken maalesef ülkemizdeki özel okullar bu işlevi dünya ölçeğinden daha az üstlenebildi. Devletimiz özel öğretim sektörüne her türlü desteği sağlamasına rağmen açılan özel okullar boş kaldı; öğrenci, veli ve öğretmenler mağdur oldu ve sektörde ciddi bir itibar kaybı yaşandı. İşte bunun asıl sebebi, özel okul sayısının çokluğu değil sektörümüzde süregelen tek tip özel okulculuk anlayışı ve bu anlayışın günümüz öğrenci ve velisinin ihtiyaçlarını karşılamakta eksik kalmasıdır. Çünkü her bir velinin bütçesi ve çocuğuyla ilgili beklentisi farklı iken tek tip okulculuk anlayışı, bu beklentileri karşılamakta zorlanmaya başladı.

Veli, devlet okuluna göndererek ücretsiz alabileceği eğitim-öğretim hizmetini, kısıtlı bütçesinden fedakârlık yaparak ücretli bir şekilde almayı tercih ediyorsa eğitim-öğretim tasarımı tamamen velinin ihtiyacını ve beklentisini karşılamaya yönelik olmalıdır. Her velinin eğitim-öğretime ayırabileceği bütçe birbirinden farklı iken velinin önceliğine göre tasarım ve bu tasarıma göre bina modeli olmadığı sürece maalesef sektördeki dezenformasyon, artarak devam edecektir.

Bunları herkes görüyor ve söylüyor ancak şu anda yapılan sadece bu gidişata bir suçlu aramak ve devlet okulları ile kıyas yapmak. Hatta sektördeki sıkıntıları devletin gidermesi yönünde beklentiler var. Devlet, bu sıkıntıları gidermekle yükümlü değildir. Devlet zaten sektöre fazlasıyla destek sağladı. Bu gidişata dur diyecek olanlar, özel öğretim sektöründe yer alan okul kurucuları ve eğitim yatırımcılarıdır ve çözüm üretecek olan da bizleriz.

Çözüm; popülist söylemlerden uzak, velinin ödeme gücüne göre ve beklenti lerini karşılamaya odaklı olarak tasarlanmış, kurumsal ‘konsept okul’ lar meydana getirmektir. Özel okul, artık sadece maddi durumu iyi olan velilerin çocuklarını gönderdikleri kurum değildir. O dönem bitmiştir. Türk insanı, ‘Gerekirse ceketimi satar, çocuğumu okuturum.’ kültürüne sahip bir millettir. Bu minvalde, Türkiye’de her bir öğrenci ve velinin beklenti ve ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik konsept okulların sayısı artmalı ve sektörde yeniden yapılanmaya gidilmelidir. Eğer bu olmazsa sektördeki kaliteli rekabet ve velinin özel öğretim sektörüne olan güveni ve yatırım yapma isteği giderek azalacaktır.